Neden herkes mutluluklarını en yüksek hazda yaşamak isterken acılarından bir anda kurtulmak ister? Hayat denen süreçte mutluluklar olduğu kadar acılar da eşit etkiye sahip değil midir? Mutluluğu sonuna kadar tüketip daha sonra benzer bir mutluluk yaşadığında aynı hazzı hissedemediğini defalarca deneyimleyen insan acıları için neden aynı yöntemi kullanmaz?
Acıların hep üstü kapatılır, görmezden gelinir ve unutulmak istenir. Hiç biri anlaşılmaya çalışılmaz, üzerine kafa yorulmaz bir başka deyişle hiç bir insan acısını son raddine kadar yaşamayı denemez çünkü mutluluk güzel birşeyken, yaşanması zevk veren bir süreçken, acı tam tersidir, insanı kötü bir "ruh haline" sokar, canını acıtır, hatta bakarsınız gerçekleri anlamasına yardımcı olur. Bunların hepsi insan nezdine tehlikeli şeylerdir, insan hep çok yemiş bir miskinin rehavetinde şekerlemesini yapmak üzere kanepeye ulaşmak ister, bu evrede rahatsız edilmek ona yapılabilecek en büyük zulümdür, bedensel sağlığın ruhsal sağlığı ile iç içe bulunduğu döngüyü inkar ederek sadece anın beyninde yaratacağı keyifle harmanlamak ister kendini. Yani kimse anlamak istemez, mutlulukların, bir parçası olduğu gibi acının da en az o derecede yaşanması gereken bir parçası olduğunu hayatın. Bu yüzdendir ki insan yaşadığı acıları hatırlatacak durumlarla karşı karşıya kaldığı zamanlarda istemsiz bir koruma mekanizması oluşturacak ve bu yine yüzdendir ki, çevresini ve kendini aynı anda üzecektir. Sebepsiz öfkeler gerçeklerin üzerini örtecek, bazen arkadaşlıkların yıkılması, bazen hayatla olan bağın kopması gibi ciddi problemlere kadar varacaktır bu yüzleşmeler. Oysa miskinimiz, o güzel yemekleri tüketirken aldığı zevki, o kalorileri geri harcarken de alsa, ruhsal sağlığını bedensel faktörlerlede güçlendirse yaşayacağı huzur artacaktır, bunu bilir ama bu gerçeğe yüz çevirir, çünkü ucunda ona mutluluk vermeyecek bir süreç vardır.
Sonuç olarak, yarım kalan mutluluklarını başka zamanlarda, farklı faktörlerle tamamlayan insan, yarım kalan acıları için de aynı sürecin içinde olmak zorundadır. Bu yüzden acı, gerçek anlamı ile kavranmalı, tüm oluşumu bir denge üzerine oturmuş olan kimyasında insan, mutluluğu bir uç olarak görmeyi başarırken ve tüketirken aynı tavrı acı için de, takınmalıdır. Yoksa şekerleme sonrası ilk kalorisini biraz daha tatlı yemek için harcayan miskin olmaktan kendini asla kurtaramayacaktır.
