Bırakacaksın, yapacak herkes her istediğini. Dünya bir tarla değil midir? Bunu din de böyle söylemez mi zaten? Herkes her istediğini ekecek, kimisi yeşertip başarılı olacak, kimisi tohumlarla cebelleşip duracak, isteyen de istediği mahsulü tüketecek. Bu kadar basit bir düzen. Dinsizlik aldı başını gidiyor demek de yanlış, dini herşeye alet ediyorlar demek de gereksiz. Zaten bunlar ekilecek, önemli olan bunları tüketenler. Sen tüketmiyorsan, sana ne birader ne nereye gidiyorsa gitsin. Endişe duyduğun ne ki? Dinin yıkılması mı? Bırak yıkılsın, senin elinde Kuran, kalbinde Allah olduktan sonra sana koyarmı herkesin dinsiz olması, dünyanın yaşanılabilir bir yer olmasından anladığın, Kuran'ı adam gibi anladıysan 4 duvardan dışarı çıkıp da istediğin gibi gezmek olmadığını çok iyi biliyorsundur zaten veya herkesin Allah’ın emrine girmesinden mi korkuyorsun, girme birader sana ne ki, bırak herkes yaşasın istediğini, sen zaten azınlık olmaktan, arka bahçende komşu amcanın gözü olmasından rahatsızsan, bulursun yalnızlaşacak yerini pek tabi. Zaten çok muhtemel ki tüm dünya inançsızlaştığında büyük ihtimal en dindarı oynayacaksındır sen. Bunların hepsi, insanı sosyal bir varlık diye tanımlayan ve bu sosyalliğin içinde toplumu koruma uğraşına giren zihniyetten çıkıyor aslında. Sen kendini koru, toplumu kaybediyorsan zaten o toplum senin toplumun değildir, ya gidersin başka bir topluma adapte olursun ya da kendine toplum dersin. Bırakın artık sosyal varlığım ben ve ait olduğum toplumu değiştireceğim inançlarını. Silahlarınız dışınızda değil içinizde. Uğraşlarınız da ancak %1'ini algılayabildiğiniz enerjinizi dışarı nasıl saçarım olmaktan çıkıp öze dönsün, kafanızda size sunulabilecek 2 gram mutluluk olsun da, bomboş, amaçsız, dengeleri sadece gramaj bazında değiştiren yaratıklar olarak göç etmeyin şu dünyadan.
Geçen gün birisi ile tanıştım, öyle entel veya özel birisi değil, sokaktan sen, ben gibi biri. Hepimiz kadar gerçek, hepimiz kadar acı dolu, hepimiz kadar zengin ve hepimiz kadar da mutlu biri. Yüzüne baktığımda aynaya bakmış gibi oldum, içimden nasılsın demek geldi, sordum. Teşekkür etti, biraz duraksadı güler bir yüzle iyiyim diyerek devam etti. Fark ediliyordu, verdiği cevabın ağzından bu kadar kolay çıkmasının sebebi, içinde bulunduğu huzurun neşe dolu ifadesinden çok ruhuna hiç değmeden çıkmasıydı. Üzerine gitmek istemedim, üsteleyip de rahatsız etmek istemedim çok yakın bulmuş olsam da kendime ne de olsa tanımıyordum onu. Başka bir konudan sohbet açarak biraz da onu mecbur bırakarak ahbaplığımızın ilerlemesini sağladım, bunu yapıyordum çünkü içimde karşı koyamadığım bir samimiyet vardı ona karşı. Ben samimi davrandıkça benden hiç esirgemediği gülücükleri daha da artıyor, daha da rahat ve bir o kadar da hayatı umursamazmış gibi cümlelerle ardı ardına kahkahaları patlatmaya devam e...
