Bir deli gördüm gece vakti sahilde, kıyıya vuran dalgaları izliyordu. Sonra dikkatini çekti gökte ışıl ışıl parlayan yıldızlar. Ne de olsa mesafeler insanları ayırsa da düşlerindekilerle paylaştığı tek ortaktı gök yüzündeki inciler. Adam düşlere daldı, yanıp söner gibi ışıldayan bir yıldıza bakarken, hayal ettiği bir hayat vardı, akıp giderken zaman deliliğinde. Sonra durdu, düşüne ilgiyi kesti ve baktı; dalgalardı düşündeki hayatı ona sunan, girdi suya, Kafka'nın Böceği gibi yalnızlığından asla dem vurmadan.
Geçen gün birisi ile tanıştım, öyle entel veya özel birisi değil, sokaktan sen, ben gibi biri. Hepimiz kadar gerçek, hepimiz kadar acı dolu, hepimiz kadar zengin ve hepimiz kadar da mutlu biri. Yüzüne baktığımda aynaya bakmış gibi oldum, içimden nasılsın demek geldi, sordum. Teşekkür etti, biraz duraksadı güler bir yüzle iyiyim diyerek devam etti. Fark ediliyordu, verdiği cevabın ağzından bu kadar kolay çıkmasının sebebi, içinde bulunduğu huzurun neşe dolu ifadesinden çok ruhuna hiç değmeden çıkmasıydı. Üzerine gitmek istemedim, üsteleyip de rahatsız etmek istemedim çok yakın bulmuş olsam da kendime ne de olsa tanımıyordum onu. Başka bir konudan sohbet açarak biraz da onu mecbur bırakarak ahbaplığımızın ilerlemesini sağladım, bunu yapıyordum çünkü içimde karşı koyamadığım bir samimiyet vardı ona karşı. Ben samimi davrandıkça benden hiç esirgemediği gülücükleri daha da artıyor, daha da rahat ve bir o kadar da hayatı umursamazmış gibi cümlelerle ardı ardına kahkahaları patlatmaya devam e...
