Mutlu olmak mıdır dert, gerçekçi olmak mı? İnsan aldatılmamak, yanlışları varsa doğrularını öğrenmek ve yaşadıkları sonucunda gelişmek ister. Oysa siz ne yapıyorsunuz bu insanı geliştirmiyorsunuz, aksine O'na kötülük ediyorsunuz. Dünya insana, sizin davrandığınız gibi davranmıyor. Bu durumda yalancısınız siz. Gerçek dünyadan farklı hareket ediyorsanız; yalancı, rol yapan insansınız. İnsan sizde dünyayı değil, kendini buluyorsa, bu sonuçtan daha adisini yaratamazsınız. Anlıyor musunuz? Anlamıyorsunuz, anlamayacaksınız. Şuan bu satırları okuyorsunuz ama fark etmiyorsunuz. Biraz sonra, ne istiyorsanız onu yapmaya devam edeceksiniz. Düşünmeden göz gezdiriyor, anın bitmesini bekliyorsunuz. Çünkü siz aynasınız, gerçek değil.
Geçen gün birisi ile tanıştım, öyle entel veya özel birisi değil, sokaktan sen, ben gibi biri. Hepimiz kadar gerçek, hepimiz kadar acı dolu, hepimiz kadar zengin ve hepimiz kadar da mutlu biri. Yüzüne baktığımda aynaya bakmış gibi oldum, içimden nasılsın demek geldi, sordum. Teşekkür etti, biraz duraksadı güler bir yüzle iyiyim diyerek devam etti. Fark ediliyordu, verdiği cevabın ağzından bu kadar kolay çıkmasının sebebi, içinde bulunduğu huzurun neşe dolu ifadesinden çok ruhuna hiç değmeden çıkmasıydı. Üzerine gitmek istemedim, üsteleyip de rahatsız etmek istemedim çok yakın bulmuş olsam da kendime ne de olsa tanımıyordum onu. Başka bir konudan sohbet açarak biraz da onu mecbur bırakarak ahbaplığımızın ilerlemesini sağladım, bunu yapıyordum çünkü içimde karşı koyamadığım bir samimiyet vardı ona karşı. Ben samimi davrandıkça benden hiç esirgemediği gülücükleri daha da artıyor, daha da rahat ve bir o kadar da hayatı umursamazmış gibi cümlelerle ardı ardına kahkahaları patlatmaya devam e...