Saat sabah 6’ya geliyor. Hiç alışık olmadığım bir şekilde elde yazıyorum. Bir yastığın üzerinde, zor şartlarda… Otobüsteyim… İstanbul’un otobüsün mavi iç aydınlatması ile flört eden sarı ışıklarını terk ediyorum. Trakya’ya doğru… Kulağımda Camel’in Sahara’sı, aklımda herkesin salakça dediği zombi temalı filmlerden kült ve vurucu bir senaryo çıkartma hevesi ama bu hayalin ortasında bile önce kendimi kanıtlama çilesi. Daha genele hitap eden, daha bilindik bir senaryo ile rüştü ispat edip sonra gerçeği kabullendirme tasası. Çoğu büyük düşünür için, acı; bir olgunlaşma aracı ama bazen bana gerçekten mevcudun önüne duvar ören bir sanal olgu gibi geliyor. Hayatı, gerçekleri ile anlamayı engelleyen, tamamen düşünsel dünyada kendi sancıları ile insana mantıktan yoksun duygu ile dolu gereksiz olgular tattıran bir pınar gibi. Belki de tanıtımlarda iddia ettikleri gibi her şeyin başladığı yere Mısır’a gidip, orada kaybolarak, duygu selini çöl toprağı ile örtüp de bakmak gerek dünyaya. Belki o zaman yaşayan ölülerin yönettiği dünyanın insanlara ne kadar tanıdık ve yakın olduğunu kanıtlayabilirim.
Geçen gün birisi ile tanıştım, öyle entel veya özel birisi değil, sokaktan sen, ben gibi biri. Hepimiz kadar gerçek, hepimiz kadar acı dolu, hepimiz kadar zengin ve hepimiz kadar da mutlu biri. Yüzüne baktığımda aynaya bakmış gibi oldum, içimden nasılsın demek geldi, sordum. Teşekkür etti, biraz duraksadı güler bir yüzle iyiyim diyerek devam etti. Fark ediliyordu, verdiği cevabın ağzından bu kadar kolay çıkmasının sebebi, içinde bulunduğu huzurun neşe dolu ifadesinden çok ruhuna hiç değmeden çıkmasıydı. Üzerine gitmek istemedim, üsteleyip de rahatsız etmek istemedim çok yakın bulmuş olsam da kendime ne de olsa tanımıyordum onu. Başka bir konudan sohbet açarak biraz da onu mecbur bırakarak ahbaplığımızın ilerlemesini sağladım, bunu yapıyordum çünkü içimde karşı koyamadığım bir samimiyet vardı ona karşı. Ben samimi davrandıkça benden hiç esirgemediği gülücükleri daha da artıyor, daha da rahat ve bir o kadar da hayatı umursamazmış gibi cümlelerle ardı ardına kahkahaları patlatmaya devam e...
