Ekim’in son gününde başladı yine elime harfler dokunmaya. Birkaç gün önce, herhalde bu ay bir şey yazamayacağım, sonunda şu bloğa lanetimi, kinimi, öfkemi dökmeden bir ay atlatacağım diyordum ki; çok fazla saçmalayıp, yoldan çıktığımı fark etmem bu son gününe rast geldi. Yapmamam gereken bir sürü hareketi yaptım, tamam haksızlık etmeyeyim yapmayı hedeflediklerimden de birçoğunu gerçekleştirdim. Ama sonuç olarak hepsini yapsam layığı ile o zaman kendimi ödüllendirebilecektim. Şimdi ise baktığımda biraz endişe, biraz da korku var. Uzun zamandır yaşamadığım bir savurganlık hayatımda ve bunu nasıl telafi edeceğimi, nereden bir çıkış yolu bulacağımı daha henüz bulabilmiş değilim. Bir şekilde geçecek, yine eski dostlardan birine dayanacağım ve yüz çevirmeden beni götürecek ama bu şekilde nereye kadar devam edebilirim? Ne zaman tam anlamı ile geride bıraktığım döneme baktığımda, hah tamam bu sefer oldu işte diyebileceğim? Artık, elimde olan tüm akışı hakkını vererek yönetme zamanım geldi. Çocuk değilim, olgun bir adamım, kararlarımı verirken daha mantıklı hareket etmeliyim. Haylazlıklarımı içimde yaşamalı, hayatımın genelini etkileyecek şekilde dışa vurmamalıyım. Bu olgunlukla gidersem birkaç yıl sonra baba da olurum ben, hadi bakalım.
Geçen gün birisi ile tanıştım, öyle entel veya özel birisi değil, sokaktan sen, ben gibi biri. Hepimiz kadar gerçek, hepimiz kadar acı dolu, hepimiz kadar zengin ve hepimiz kadar da mutlu biri. Yüzüne baktığımda aynaya bakmış gibi oldum, içimden nasılsın demek geldi, sordum. Teşekkür etti, biraz duraksadı güler bir yüzle iyiyim diyerek devam etti. Fark ediliyordu, verdiği cevabın ağzından bu kadar kolay çıkmasının sebebi, içinde bulunduğu huzurun neşe dolu ifadesinden çok ruhuna hiç değmeden çıkmasıydı. Üzerine gitmek istemedim, üsteleyip de rahatsız etmek istemedim çok yakın bulmuş olsam da kendime ne de olsa tanımıyordum onu. Başka bir konudan sohbet açarak biraz da onu mecbur bırakarak ahbaplığımızın ilerlemesini sağladım, bunu yapıyordum çünkü içimde karşı koyamadığım bir samimiyet vardı ona karşı. Ben samimi davrandıkça benden hiç esirgemediği gülücükleri daha da artıyor, daha da rahat ve bir o kadar da hayatı umursamazmış gibi cümlelerle ardı ardına kahkahaları patlatmaya devam e...
