Ben tatildeyim blog. Tatildeyim dediysem yazlık bir yerde değil, sağ taraftaki ufak haritanın altında da yazdığı üzere evimdeyim. Eskiden çok sevdiğim odamdayım. Yine uyuyamıyorum, günde 1-2 saat sızarak yaşıyorum. Bu odanın tadı sanırım böyle çıkıyor. Tatil kısmına gelirsek olayın, o seninle ilgili aslında biraz. Yazmıyorum, yazamıyorum. Aklımda çok şey var da klavyeye basamıyorum. Yapacak bir sürü şey buluyorum, bilgisayarın başına oturamıyorum, otursam da ama sıcaktan ama isteksizlikten sana yüzümü dönüp de bakamıyorum bir türlü. Bu resmen özür yazısı yani, hiçbir alt yapısı olmayan, tamamen senin gönlünü almak için yazılmakta olan bir yazı -darılma işte hep senle ilgilenemem ki, bari sen mevcudun farkında ol, bak senden bir alıntı yaparak göndermeler yapıyorum, hehe-.
Tatil kelimesi bu sene anlam değiştirdi bende, biraz ondan bahsedeyim en azından da yazı biraz olsun dolgun dursun. Eskiden tatil kavramına farklı bakardım ama 11 ay okula gidince ve bu sene biraz "ekstra" yorulunca eve gelmek, üniversite telaşındaki insanla ilgilenmek falan güzel geldi, tatil tadı verdi. Zaten O'nu da yeterince ihmal ettim uzun yıllardır. Kimi zaman o kaçtı, kimi zaman ben görmezden geldim, baktım eşek kadar olmuş, karşıma geçip olgun cümleleri ile hayatı hakkında fikir üretir olmuş. O kompozisyon yarışmalarında birinci olan ufaklık gitmiş, ayna karşısında zaman harcayan bir genç kız gelmiş. (İsyan mı? Tabi ki hayır, değişim güzeldir, bilinçli olsun yeter ki) Biraz önce baktım, uyuyor, hiç olmadığım kadar yakın hissediyorum bu aralar ona kendimi, sanırım onda da hareketlenmeler var. Endişelerinden, heyecanlarından bahsediyor, kendi geliyor anlatıyor, yanaşıyor. Evet, benim bir kardeşim var. Bu satırları okurken hepinizden farkı duygular hissedecek olan birisi var ve yazının sonunda da ona özel bir satır var, hayattaki ender somut gerçeklerimden birisin sen ve seni seviyorum (ufaklık da denmez artık) adamım (bu çok oldu sanki haha), korkun olmasın, o yolda istediğin sürece yanındayım; sıkıntıya, paniğe gerek yok.