Bir yolculuktur hayat, başlangıcını senin belirlemediğin, bazı durumlarda sonunu senin kestirdiğini sandığın ancak asla tahmin ettiğin yerde bitmeyen bir yolculuk. Bir otobüse binip kulaklığından gelen klasik müzik konçertosu eşliğinde yolun kenarındaki yeşillikleri seyrederken sezdiğin, o yolculukla peşine gittiğin şeylerin yaratacağı mutluluğa aslında hiç gerek olmadığını gözüne ve kulağına sınırsız bir yaratıcılıkla sokan, bakmayı bildiğinde ve uygun şartlar bir araya geldiğinde tüm dünyanın bir mutluluk düzeni olduğunu anlatan bir yolculuk. İlginçtir ki dünya bunu genelde çağrışımlarla hatırlatıyor insana. Alıp başını gitmeye kalktığında yolda çıkan birkaç yeşille kulaktan gelen birkaç notanın zaten insanın alıp başını gitmiş durumda, kendi olmak istediği yerde olduğunu ancak bunu bazen kontrolsüz bir şekilde unuttuğunu ve diğer insanların peşine takıldığını, tek yapılması gerekenin doğru odaklanmayı yakalayıp özünü keşfetmek olduğunu hatırlatması gibi. Hayat, canını acıtanın aslında dışarıdan gelen bir olgu olmadığını, her şeyin kişinin özünden gelip dışarıda yansıdıktan sonra canını yaktığını, insana sürekli söylüyor da gönül dediğimiz bilincin kapağı konumundaki olgudan dolayı bazen hiçbir şeyi göremez oluyorsun. Zaten özünde gitmedikten sonra atlamış dünyanın öbür ucuna gitmişsin, bir yerlere ait olmaktan kopamamışsın ne anlamı var ki o zaman? Kopacaksan özünde ve herkesin ortasında kopacaksın, yaşayacaksan. İnsanların arasında kalbinde, bedeninde ve zihninde yaşayacaksın. Bu aralar hasretimin yoğun şekilde arttığı üstadın da dediği gibi “Yaşayacaksın bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.”
Not 1: İşi kardeşlik boyutuna taşıdığımızda sanki benim yazdıklarıma ters düşen bir kısım oluşuyor gibi duruyor ancak birey olmakla ilgili kendini gerçeklemiş birinde kardeş olgusunun da önemi bir yere kadar aslında o yüzden tam da anlatmak istediğimi karşılıyor Nazım’ın tümcesi.)
Not 2: Bu yazdığım satırlar bundan birkaç ay önce yazdıklarımla tamamen zıt ama artık beni bir şeyler itemiyor, itip de al başını git diyemiyor çünkü ben zaten hali hazırda gitmiş durumdayım. Buyursun bu bilinci benden yok etsin ki ben diğer yazıdaki adama dönüşeyim.
