Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Allah mısın mübarek?

Derin hatalar var hayatımızda, hiç kimse olduğu yeri kestiremiyor, kendini ya çok fazla yukarılarda ya da çok fazla aşağılarda görmek temel bir huy olmuş bizde. Bakıyorum biri gelip ben tanrıyım diyor bir diğerine bakıyorum ben zavallı bir kulum, elimden ne gelir ki tek insan olarak diyor. Kendini küçük görenin kişilik ve özgüven eksiklikleri kolayca görülüyor ve onun eğitimi konusunda problem olmuyor da, kendini tanrı sananın durumu biraz problem çıkartabiliyor. Benmerkezci yaklaşımlarını, kafasında kurduğu düzenle beraber çok güzel saklayıp, aslında herkesi anlıyormuş ve kimseye karşı bir anarşist duruşu yokmuş gibi gözükürken, içerden içerden planlarını yapıyor. Kafasındaki doğruları asla değiştirmeden, sadece geliştirerek gidiyor ki bu geliştirme süreci de çok sancılı oluyor, çünkü karşısındakilere duyduğu öfke onu her şeyden kaçmaya itiyor, sonuç olarak gelişim ancak yine kendi bir şeyler keşfederse mümkün oluyor. Aslında bu tanrılaşma, mevcut dünyanın içerisinde kendisine başka b...

Çember?

Güzel bir cumartesi günüydü; hava güneşli, çimenler yeşil. Sabah 6'da kalkıp sınav için tekrar yapmış olmam bile beni rahatsız etmiyordu. Hatta aksine erken kalkıp günün içerisinde bir sürü zamanı kendime ayırabiliyor olmaktan ayrı bir mutluydum sanırım. Aslında şairin de dediği gibi çemberin içinde yer edinmeye çalışıyordum da arada bir kafayı dışarı çıkarmadan da edemiyordum her zaman olduğu gibi. 76. yurdun önündeki manzara müthişti, havanın güzelliğini gören çimlere atlamıştı. İnsanlar bütün enerjilerinin uyduruk bir güneş sisteminin yarattığı psikolojik etkiden geldiğini kanıtlama derdindeydi sanki. Çemberin içindeki yerimi ben de daha fazla direnmeden aldım, bir Koreli birkaç Türk sohbet dönerken uzandığım çimlerde yine hayat bir gerçeğini yüzüme vurmaktan hiç kaçınmadı. Karşımdaki Ankara manzarasını seyrederken, insanın dünyayı kendi gördüklerinden ibaret sandığını bir kez daha fark ettim, oysa dünya üzerinde o kadar farklı görüşler, o kadar farklı bakış açıları varken biz h...

Sabır (~Gitmek)

Bazen insan alıp başını gitmek istiyor ama tam kopacağı anda hayattan, aynı kulübesinin yanındaki kazığa zincirinin bağlı olduğunu ancak kovaladığı kedinin bahçe sınırlarının dışına çıkması ile fark eden bir köpek gibi içerisinden gelen birşeyler tarafından küt diye durduruluyor. İşte tam o anlardan birini yaşıyorum, durmak istemiyorum ama yetiştirmem gereken yığınla ödev üzerimde kontrol sağlıyor ve bana engel oluyor. Yaşamanın anlamı bu mu? Bu mu mutluluk? İçimden gelenleri yapamayacaksam neden var oluyorum ki? Ha bu yazdığım satırlarla kendimi cesaretlendirip de gidersem ne olacak peki? Bir tane F’i garantileyeceğim, üzerine yetmez gibi onun getirdiği psikolojik çöküntüyü tüm dönem üzerimde taşıyacağım. Beynimde fırtılanalar kopuyor, bedenim kendisi ile bir savaşa giriyor ve sonucunda ne kazanacak olursa olsun kaybeden ben oluyorum. Bakıyorum geçmişe veya kitaplara hep bu gibi anlarda alıp başını gidebilenler başarıyı yakalamış, tabiki hezimet de var, bazen sürünmek de ama sonucund...

H.O.P.E'a saygı duruşu

2 yıl önce, UniRock konseri, kamp falan herşey mükemmel... Bir adam sahnede ortalığı dağıtıyor; dinliyorum, kafa sallıyorum, o zamanlar hiçbir şey önemli gelmiyor. Birkaç gün sonra festival bitimi, myspace'ine bakıyorum, adamın yazdığı bir yazı gözüme çarpıyor; uzun, hüzün dolu, bir sürü acı ile bezenmiş onlarca satır. O an önemsemiyor, hatta gülüyorum, yazık lan bir kızı doğru seçememişsin diyorum. Çok değer verdiği birini başka birine kaptırmanın acısı ile basılmış onlarca harf, içerisinde katıksız hüzün var. Nefretle, öfke ile ilgili tek satır bulmak mümkün değil. O kadar saf, o kadar temiz ve o kadar masumhane cümlelerle içerideki acı dışa vuruyor ki insan okurken birşeyleri ister istemez aklının bir köşesine atıyor. (O günlerde bunu farkında olmasa bile) ...Peki bugüne ne bıraktı o yazı? Beni yazmaya iten neydi? O yazıyı tekrar okumamışken bile nasıl oldu da hala dün gibi gözümde canlandı? İşte o noktada, akla o köşeye atılmış etkiler geliyor ve ortaya fırlıyorlar -hiçbir eng...