Ana içeriğe atla

Sadakat ve Vefa

Yay burcunun karakteri sanırım sadakat, ömür boyu tek bir yere odaklanmak. Bu durumla ilgili 3 farklı senaryo geliyor aklıma:
  • Tek bir noktada durarak, yenileri bulmak için uğraş içinde olmama, rahat etme.
  • Tek bir noktaya ait olarak kalmak ve o şekilde ölmek, gerçek anlamda sadakat.
  • Mevcut düzene hakim olmak ve bu sayede kendine odaklanabilip hızlı gelişmek.
İster birinci durum olsun ister diğerleri burçlara hiç inanmayan bir adam olarak çocukluğumdan beri bilinçsiz bir şekilde idol olarak seçtiğim 2 sporcunun da aslında yay burcu olduğunu ve sadakat denince akıllara gelen önemli isimlerden olduklarını fark ettim. Genellikle spor gibi güç gerektiren konularda diğer burçlardan insanlar ön plandadır, yay burcu daha sanata, edebiyata veya müziğe dönük bir burçtur ancak bu iki istisnai sporcu resmen bana sadakatin ne olduğunu öğrettiler. Bahsettiğim insanlardan birisi efsanevi NBA oyuncusu Larry Bird ki tüm kariyerini Boston Celtics’de geçirmiştir. Diğeri ise Ryan Giggs ki o da aktif olarak oynuyor olsa da muhtemelen tüm kariyerini Manchester United’ta geçirerek sonlandıracaktır. Bu iki meşhur ama yaptıkları spora burç karakteri olarak uymayan adamla aynı burcu paylaşan benim de sadakat konusunda aşırı tutkulu bir adam olduğumu söylemeden edemeyeceğim. Üzerimde tutku derecesinde sahip olduklarımla yaşama arzusu var. Neyse esas bahsetmek istediğime ancak giriş olabilecek bu cümlelerden sonra konuya dönmek istiyorum, sadakat ve onun sonucu olarak gelen vefasızlık durumu.

Sadık insan, tüm hayatını mevcut bulunduğu şartlar içerisindeki oluşuma adar ve bunun sonsuza kadar süreceğini düşür ve bunun için çabalar. Ancak durum her zaman onun istediği gibi gelişmeyebilir ve bazen mevcut halleri terk etmek veya zorunlu olarak değiştirmek zorunda kalabilir. Bu gibi durumlar sonucunda bu sadakat insanı yeni bir düzeni kendine mevcut düzen olarak belirlemek zorunda kalacaktır hiç şüphesiz ki. Ve yeni kurduğu düzene göstereceği sadakat de tüm geçmişi unutmasına ve onunla özellikle bağlantı kurmaktan kaçınmasına sebep olacaktır. Çünkü sadakat bunu gerektirir. Ancak tabii ki, geçmişten kalan hatıralar, olgular ve insanlar için durum sinir bozucudur. Çünkü sadık olarak bildikleri ve sadakatin bir erdem olduğunu düşündükleri için o insanın kendilerini bırakmasını anlayışla karşılamaları zor olacaktır. Zaten genelde sadakat ve vefa olguları çok benzer hatta bazen aynı anlamda kullanılırlar ki bu da yanılgının en büyük ayağını oluşturur. Sonuca gelecek olursam, Yay burcu olan, idolleri sadakatin en büyük örneği 2 sporcuyu istemsiz olarak seçmiş bir insan olarak ben de aynı durumu çok defa yaşadım ve yaşıyorum. Geçmişimde yer etmiş ve benim ağzımdan önemli bir insan olduğunu duymuş tüm insanlara bir sözüm var: Fikirlerimde bir değişiklik yok, tamamen aynı Ada’yım, hatta ben o kadar aynıyım ki sadakat kavramı içerisinde hala aynı şekilde yaşadığımdan sizden uzaktayım. Belki bir daha asla sizi aklımdan geçirmeyeceğim veya bir daha sizle asla temasta olmayacağım ama yaşadığımız her şey tüm samimiyetimle söylüyorum ki gerçekti. Sizlerden tutamadığım gibi gözüken sözlerim için de ayrıca özür diliyorum.

Kişisel ve genel bir yazı olma konusunda bu kadar arada kalmış başka bir yazım var mı bilmiyorum, okuması biraz zor oldu o yüzden, kusura bakmasın okuyanlar.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ne olacak şimdi?

Geçen gün birisi ile tanıştım, öyle entel veya özel birisi değil, sokaktan sen, ben gibi biri. Hepimiz kadar gerçek, hepimiz kadar acı dolu, hepimiz kadar zengin ve hepimiz kadar da mutlu biri. Yüzüne baktığımda aynaya bakmış gibi oldum, içimden nasılsın demek geldi, sordum. Teşekkür etti, biraz duraksadı güler bir yüzle iyiyim diyerek devam etti. Fark ediliyordu, verdiği cevabın ağzından bu kadar kolay çıkmasının sebebi, içinde bulunduğu huzurun neşe dolu ifadesinden çok ruhuna hiç değmeden çıkmasıydı. Üzerine gitmek istemedim, üsteleyip de rahatsız etmek istemedim çok yakın bulmuş olsam da kendime ne de olsa tanımıyordum onu. Başka bir konudan sohbet açarak biraz da onu mecbur bırakarak ahbaplığımızın ilerlemesini sağladım, bunu yapıyordum çünkü içimde karşı koyamadığım bir samimiyet vardı ona karşı. Ben samimi davrandıkça benden hiç esirgemediği gülücükleri daha da artıyor, daha da rahat ve bir o kadar da hayatı umursamazmış gibi cümlelerle ardı ardına kahkahaları patlatmaya devam e...

Kadın üstün ama üzülen, erkek ise kaba ve salak olandır

... “Benimle ölmeye var mısın?” dedi, Müjgan. “Ölmek mi? Bu kadar basit şeyleri mi paylaşacağız? Sen, ya sen ey o gözleri alev topu gibi parlayan genç kadın, ey sen kalbimde yeni denizler yaratan muhteşem varlık, sen benimle bir olmaya var mısın?” “Bir olmak? Bu ölmekten daha mı zor, daha mı anlamlı yani?” dedi, Müjgan. “Sen ki bana baharı getirmiş, sen ki bana çiçeklerin kokusunu öğretmiş yüce varlık, sen ki hayatın sıfatlarını benim görmemi sağlamış insan, nasıl oluyor da bunları göremiyorsun?” diye bir an parladı genç adam. “Bir de beni suçluyor musun, basitliğin yetmiyor, beni benimle ölebilecek kadar sevmediğini söyleyemediğin yetmiyor bir de beni mi suçluyorsun?” diye çıkıştı, Müjgan. Kelimeler faydasız, gözleri yaşlı doğruldu genç adam, “Özür dilerim sevgilim haklısın, anlayamadım, saçmaladım. Senin için ölüm bürünebileceğim en güzel halken ben nerelere kaydırdım zihnimi.” “Ama” dedi Müjgan, “Ama sen başta başka şeylerden bahsettin, sen beni sevmiyorsun.” “Yapma lütfen, a...

Deliler

Bir yaz akşamıydı, çantasını toplamış, odasının ışığı kapalı son defa postalarını kontrol ediyordu, bir kaç önemsediği insanın internetteki profillerine de son kez göz atıp elektronik dünya ile tüm bağlantısını kökünden bitirecekti. Düşündüğü gibi de oldu, ekranı usulca kapattı, kapağın üzerindeki yılların tozu ilk defa dikkatini çekmişti. Zaten hep böyle olmaz mı, tam vaz geçerken başka bir güzelliğini fark etmez misin bir şeylerin. Tişörtünün kolu ile şöyle bir aldı tozunu emektarın, öfkesi de biraz olsun yatışmıştı istemeden tüm hayatını içine sığdırdığı dostuna karşı. Ayağa kalktı, etrafı kolaçan etti, onlarca detay vardı daha önce gözüne çarpmayan, yaşamaya alıştığından, onlarla olmaya alıştığından dikkat etmediği ve zihninin istemsiz görmezden geldiği, bazılarını şöyle bir dokunarak yokladı, bazılarına hiç bulaşmadı bile, kitaplarından biri gözüne ilişti son olarak. Aldı, kapağına hafif bir dokunuş bıraktıktan sonra, aradan bir sayfa açıp okudu: "6-7 yaşlarında yalnızlık ne...