Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tükenmek

Ekim’in son gününde başladı yine elime harfler dokunmaya. Birkaç gün önce, herhalde bu ay bir şey yazamayacağım, sonunda şu bloğa lanetimi, kinimi, öfkemi dökmeden bir ay atlatacağım diyordum ki; çok fazla saçmalayıp, yoldan çıktığımı fark etmem bu son gününe rast geldi. Yapmamam gereken bir sürü hareketi yaptım, tamam haksızlık etmeyeyim yapmayı hedeflediklerimden de birçoğunu gerçekleştirdim. Ama sonuç olarak hepsini yapsam layığı ile o zaman kendimi ödüllendirebilecektim. Şimdi ise baktığımda biraz endişe, biraz da korku var. Uzun zamandır yaşamadığım bir savurganlık hayatımda ve bunu nasıl telafi edeceğimi, nereden bir çıkış yolu bulacağımı daha henüz bulabilmiş değilim. Bir şekilde geçecek, yine eski dostlardan birine dayanacağım ve yüz çevirmeden beni götürecek ama bu şekilde nereye kadar devam edebilirim? Ne zaman tam anlamı ile geride bıraktığım döneme baktığımda, hah tamam bu sefer oldu işte diyebileceğim? Artık, elimde olan tüm akışı hakkını vererek yönetme zamanım geldi. Çoc...

Kaçmak

İnsan bazen küser, kapatır kepenkleri hayata. Kaçar insanlardan, farklı tatlar arar. Aradığı yer genelde uzaklarda olmalıdır ama asla o huzur anı çok uzaktan gelmez. Dirençle uzakları keşfe çıkar insan ama sonunda hiç beklemediği bir anda kendisinde, mevcutta bulur huzuru. Modern dünyanın gereksinimi olarak ortaya çıkan sosyalleşme eyleminden kaynaklanan kendine zaman ayıramama, kendinle ilgilenememe eylemi büyük yaralar, patlamalar oluşturur insanın üzerinde. Kimi zaman sıkıntıdan çıkan bir sivilcedir bazen de hiç beklenmedik bir migren nöbeti olarak gelir. Öfkelerin dinmediği, yemeğin tat vermediği o anlarda tek kaçış yolu hep aynı anda çözüm yolu da olmuştur insan için. İnsan, yüzünü sadece kendine döndüğünde mutludur, bunun dışında uğraştığı her şeyin sonucu kendisine anlık tatlar verse de acı olarak dönmek zorundadır. Yalnızlık çözüm değildir belki ama önce ben demek bir çözümdür; hayatın anlamını, zaman kavramını algılamak için en büyük ön koşuldur önce ben demek. Bunu başarmak, ...

Aşk

Bu sefer satırlar benden değil, J. J. Rousseau'dan. Fakat ben yazsam herhalde ancak bu kadar olurdu, %100 katıldığım için bu düşüncelere aynen buraya da aktarmak istedim: J.J.R - Emile - Sf: 174 Bir cinsin diğer bir cinsi cazip bulması tamamen tercihlere bağlıdır. Aşka kabiliyetli bir varlık olabilmemiz için zaman ve bilgiye ihtiyaç vardır. Çünkü muhakeme olmadıkça aşk yapılamayacağı gibi, mukayese yapılmadıkça da tercih yapılamaz. Aşkta yapılan muhakemeler farkına varılmaksızın yapılır. Bununla beraber reel olmaktan uzak değildirler. Ne denilirse denilsin, hakiki aşk insanlar için daima kutsal olacaktır. Çünkü, o heyecanlarıyla bizi şaşırtsa ve hatta bu aşkı hissedenin karşısında sevilene karşı nefret doğursa bile kendisine tutulanlara hürmete layık meziyetler edinmelerini gerekli kılmıştır. Zaten hürmete layık bir özellik kazanılmadıkça aşkı hissetmek mümkün değildir. Aşka kör demişlerdir; çünkü onun gözleri bizimkinden daha iyidir ve bizim göremeyeceğimiz münasebetleri ...