“Ne yapacağım bilmiyorum” diye duraksadı bir an. Yapayalnızdı, 25 yaşına girmesine sadece birkaç ay kalmıştı. Durumun yaşı ile ne alakası vardı, ikinci defa mantıklı düşünme şansı bulduğunda o da anlam veremedi. Ev kapkaranlık ve bomboş, bir başına ne yapacağını düşünüyordu. Karnı mı açtı? Hayır. Yarın nereye gideceği miydi derdi? Hayır. Eh daha uzun vadede bir korku mu düşmüştü içine, yine cevap hayırdı. Öyle bir boşluktaydı ki, sanki kimse yoktu etrafında uzun bir zamandır ve bu yalnızlıktan acı çekiyordu. Neler saçmalıyordu, düşünceleri ile alakası yoktu hayatının. Neden peki acı çekiyordu? Neydi bu boşluk hissinin kaynağı? Kitap okumak istedi, zaten 4 saattir okuyordu, neredeyse koca kitabı bir günde yarıya indirmişti, artık kitap kitap olmaktan çıkmış tamamen sayfaları belli aralıklarla dönen otomatikleşmiş bir hareketin aracı olmuştu. Öfke duydu kendine, üzüldü kitap adına. Bilgisayar oynardım eskiden dedi, bilgisayarında oyun aradı, çok bayağı bir hareketti yaptığı, daha bil...
Bir zamanlar yeryüzünde varolmuş olan Ada'nın sırlarla dolu toprakları.