Bir gün uykuya dalmış, derin bir rüyanın ortasında buldum kendimi. Yeni doğmuş bir bebek olarak gözlerimi açıyordum, alışık olmadığım için aralanan gözlerime vuran ışık şuası, ölümden sonra hayata açılan yeni bir kapı gibi sunuyordu hayatı bana. Uyandığımda göbek kordonumun hala yerinde olduğunu ama anneme bağlı olmadığını fark ettim. İçimde bu yeni hayata gelişle ilgili kaplanan tüm huzur sanki bu kordondan içeriye akıyordu. Sonra insanlarla tanıştım, sanki bir emirmişçesine hep onlardan bir adım arkada durarak yaşadım, ortamlara girdim, sohbet masalarında bulundum, sanki varlığım rahatsız veriyormuş gibi hissetmekten bir türlü kurtulamadım, varlığımı isteyen insanlar aynı zamanda orada olmamdan bir tarafları ile de rahatsız oluyorlardı, sanırım bu bir adım arkada durma durumuyla alakalıydı. İnsanlar kendilerinden bir şey saklandığı düşüncesine kapılmaktan hoşlanmazlar ama diğer yandan da saklananı keşfetmek isterler. Fakat kordonum bana doğru zamanı beklemeden o adımı öne atmamam kon...
Bir zamanlar yeryüzünde varolmuş olan Ada'nın sırlarla dolu toprakları.